Baştan hayatımın en mutlu anı diyoruz. Sonra bir şeyler oluyor, yaşamaz olaydım demeye başlıyoruz. Çocukluk aşkı dediğimiz duygular ne kadar güzeldi! Sonra büyüdük, işin içine hormonlar girdi, alladık pulladık aşkı. Peki, bu durum çocukken yaşadığımız duyguların değerini düşürür mü? Bir şeyler arttıkça doyumsuzluğumuz da arttığına göre, illa karşılaştıracaksak, belki de daha değerliydiler. Öğrenciyken bir çay […]
Evren, zaman doğrusal değil, onu yeniden hatırladık aslında; Kara Delik fotoğrafının çekildiği bir kaç hafta önce. Bazen bükülüveriyor zaman; yana gitseniz diğer tarafa geçverecek gibi. Ya da baksanız.. Dolayısıyla, şimdiki aklım on yıl önce yirmi yıl önce … olsaydı dediğimiz noktada, şimdiki aklımızla o zamanda olabiliriz. Fiziksel yaşlanma sürecimiz yoluna doğrusal devam ediyor. Bu da […]
Karabatak deyince ilk anda bataklıkta yaşayan bir kuş türü gelirdi akla. Oysa hızla suya dalışındadır ismindeki keramet. Ama güçlü yanlarımız zaman içinde zayıflıklarımız haline gelir ya, başka yönlerimizin gelişmesini engeller… Karabatak kuşunun kaderi de bu özelliğinin etrafında dönmüş durmuş. Oturmuş şair bir gün suyun kenarına, yazmış; “Kısmetini Suda bulur Karabatak Nereden girer Nereden çıkar Bilene aşk olsun Avcı da […]
Belçika’nın MOOOV Film Festivali, 2019 sezonunda özel bir konuğu ağırladı. Azeri yönetmen Ilgar Najaf, Nar Bağı filmiyle özel davetli olarak festivale katıldı ve “special mention” ile onurlandırıldı.
Pişmanım dedi, pişmanım. İnsanın halinden anlarlar diye geldim, ama anlar mış gibilere mal-zeme oldum. Timsah gözyaşıydı.. Yediler bitirdiler. Elimde pıt pıt atan yüreğim, onların gözünde doymayan ar.. Nasıl da yalan dünya.. Koca ülkeler mesela, başka ülkelerin ırzına geçtiler. Koca koca insanlar.. Biri kolundan tuttu, öteki bacağından.. Ah dedi, arada savaş gerek, yoksa böyle.. Lay lay, lom […]
Tuz emek demek aynı zamanda. Alnımızdan tuzlu ter akıyor. Ve de göz pınarlarından akan duyguların içinde tuz…
Mandela hapisten çıkıp güç sahibi olduğunda beyazlara karşı değil, ayrımcılığa karşı mücadele etmeyi seçmişti. Eşi ise yılların intikamını almanın derdindeydi. Mandela’nın muhteşemliği, yıllarca işkence ve hapis hayatına dayanmasından ziyade işte burada yatıyor.
Eşşoğlu eşşek… deyince senin fenalığın genetik gibi bir anlamı var. Eşek sıpası deyinceyse sevimliliği çağrıştıran bir iltifat.. Nedir bu eşeğin bizden çektiği!
Yedi yıl odun taşımıştı dergaha Yunus. Nadiren görürdü Taptuk Emre’yi aslında. İnancıyla taşıdı durdu en güzellerini..
Orta Amerika kökenli bu sebze için söylenecek çok şey var. Ama o azimle hayatımızda yer almaya devam ediyor.